Rum Evleri ...

Ayvalık ve Alibey (Cunda) adasında bulunan tarihi evlere Rum evi denmektedir. Mimari anlamda en genel ifadesi ile Yunan mimarisine özgü çizgilere sahip, genel olarak dışarıdan bakıldığında 2 katlı, içerinde ise oluşturulmuş bir asma kat ile 3 katlı evlerdir. Yine genel olarak taban alanları ortlama 50 m2 civarında olan bu evlerin, bir kısmı tamamıyla taş, bir kısmında ise son katlarda bağdadi yapı oluşumu gözlenmektedir. Yine genel olarak ya bahçeleri yoktur ya da küçük bahçe alanlarına sahiptirler. Geneli bitişik nizam inşa edilmiş ve aralarında dar sokak oluşumları gerçekleştirilmiştir. Yapısal element olarak taş ve ahşap ağırlıktadır. Evlerin bazılarında dini öğeleri temsil eden işleme ve detaylar vardır.

Dikkat ederseniz bu kısacık anlatımda ne kadar çok GENEL kelimesini kullandığımızı fark etmişsinizdir. Çünkü ne yazık ki bölgedeki bu evler için yapılmış, bilimsel anlamda yeterli derecede, belgelere dayalı, yeterli sayıda araştırma bulunmamaktadır. Aslen bir çok çalışma tezine konu olmasına, bu tezler arasında da mutlak bir mutabakat bulunmaması, anlatımlarda sayısal ifade verilmesine engel teşkil etmektedir. Bu nedenle sıkça kullandığımız GENEL ifadesini anlayışla karşılayacağınızı umarız.

Örneğin ; beyan edilen bir tespite göre, Ayvalık' da yaklaşık olarak 1300 kadar tescilli (yani anıtlar yüksek kurulu denetiminde) ve 1300 kadar da tescilsiz ama aslen rum evi bulunmaktadır. Bunların ne kadarının ayakta kaldığı, ne kadarının kendiliğinden yıkılıp arsa vasfına dönüştüğü net olarak belli değildir.

Tarihsel süreç içerisinde, yaşayan halkın ihtiyaçları, kültürel etkileşimleri, sosyal yapı gibi sosya-kültürel etkiler, kullanılan yapıların mimarisinde kendisini gösterir.

O zaman belkide Rum evlerinin mimarisini anlayabilmek için, Ayvalık' ın tarihine göz atmakta büyük fayda olacaktır. Ayvalık' ı yakın tarihte yerleşim olarak kullananalar kimlerdi ? Ne zamandan itibaren Ayvalık' da yerlesik düzene geçildi? Nasıl yaşarlardı ? Ne ile geçinerlerdi? Yoğun olarak hangi kültürün etkisinde kalmışlardı ?

Malesef bu konu ile de ilgili olarak farklı görüşler vardır. Ayvalık' da ,bu konular üzerine araştırmalar yapan ve bunları paylaşan, yazılı ve görsel basında, kitaplarında, konferanslarda, panellerde bizleri sürekli bilgilendiren iki değerli insandan burada mutlaka bahsetmeliyiz.

Sayın Ahmet Yorulmaz, abimiz, değerli büyüğümüz Ayvalık üzerine yazdığı çeşitli kitaplar ve yayınladığı çeviriler ve paylaştığı araştırmalar ile Ayvalık' ın geçmişine ışık tutulmasında çok büyük katkılar sağlamıştır. Ahmet Yorulmaz kimdir ?

Aynı şekilde bir diğer büyüğümüz, abimiz, Ayvalık ile ilgili her soruya, inanılamayacak derinlikte araştırmaları ile cevap veren, her davet edildiği söyleyişide, panelde karşımıza bir insan ömrüne zor sığacak bilgi denizi ile çıkan Sayın Ceynur Karagözoğlu' nu, burada saygı ile anıyoruz. Ceynur abimizi 10-Nisan-2009 tarihinde kaybettik. Ruhunun şad olmasını diliyoruz. Kendisi için vefatından sonra yazılan bir şiiri buradan sizlerle paylaşmak isteriz. Bir Dostun Ardından...

Ayvalık ve Cunda' da bulunan Rum Evlerini anlamak için tariheve RUM kavramına bir göz atalım :
Ayvalık tarihi ile söylenen farklı yaklaşımları anlayabilmek için saygı ve Rahmet ile andığımız Sayın Ceynur Karagözoğlu' nun Aralık-2008 tarihli KIYI dergisinde yer alan "AYVALIK' IN TARİHİ İLE NEDEN OYNANIYOR" adlı yazınından alıntılar yapalım. (Kıyı dergisine, entellektüel anlamda bilgi veren ve bölgenin tanıtılmasına gösterdiği katkılardan dolayı teşekkür ederiz.)

Ayvalık Cunda adasında Aşıklar Tepesinde işadamı Rahmi Koç tarafından restore ettirilip, Necdet Ve Sevim Kent adına kütüphane olarak hizmete giren, yıkık kilisenin açılış töreninde dağıtılan bilgi kartları üzerindeki yazıya istinaden aşağıdaki satırlar Ceynur Karagözoğlu tarafından kaleme alınmış. Kendi kaleminden devam edelim :

".... dipnotu okuyunca doğrusu çok üzülmüştüm...Kilise hakkında şöyle bilgi veriliyordu : "Ortaçağ hisarı şeklinde Ayvalık Cunda Adası' nın girişini süsleyen Aziz Yahya (St John, Sn,Yuhanna) atfedilmiş olan bu manastır ve kilise, Edremitli ,iki keşiş tarafından Fatih Sultan Mehmet' in İstanbul'un fethinden kısa bir süre önce kurulmuştur...."
Bilgi yazısı böyle uzayıp gidiyor, manastır ile ilgili tarihçenin en altında ise bir not düşülmüş! "Bu bilgilerin bize ulaşmasında Metropolit Apostolos Danildis, Metropolit Chrsystomos Kalaitsiz, Fener Rum Patrikhanesi kütüphane ve arşiv çalışanlarına teşekkürü bir borç biliriz"ı

İşte bu dip notu okuyunca hem şaşırmış hem üzülmüştüm!.

Bilgilerde, Fatih Sultan Mehmet'in İstanbul Kuşatmasından önce, kilise iki keşiş tarafından kurulmuş! Kilise lafı geçtiğine göre, demek ki daha önce adı Yunda olan Alibey Adası' nda yerleşim varmış!

Halbuki Yunanlıların ünlü tarihçisi Dimitrios Psarros geçtiğimiz yıllarda Ayvalık' ta yapılan "Baykuş" isimli sempozyumda Ayvalık' ı ilk kuranların 1580' de Kaptanıderya Barboros Hayrettin Paşa' ya vergi ödemekten, veya ödemediği vergi için kürek mahkumu olarak cezalandırılmaktan kaçan Midilli halkının olduğu, buradan gelenlerin Kydonies' i (Ayvalık) kurduklarını söylemişti. Dinleyici olarak bulunduğum bu toplantıda, kendisine; Barboros, sizin söylediğiniz tarihten 34 yıl önce 1546' da ölmüştü, verdiğiniz bilgilerde yanlışlık var, demek zorunda kalmıştım.

Kilise bilgilerine baktığımızda Ayvalık'taki ilk yerleşimlşerde Patrikhane ile Psarros arasında da 130 yıllık fark var. Yine Psarros aynı gün yaptığı sunumda Kydonies (Ayvalık) hakkında ilk yazılı belgenin 1653 tarihli Bağış Defteri' nde ve Kudüs' teki Kutsal Mezar Kilisesi'nde, 509. kodekste bulunan belge olduğunu söylemişti, H.G.Patrnelis, "Early Historical Testimmony aboutKydonies 1653" 10.cilt s13-21' i kaynak göstermişti, Psarros yine aynı sunumda ikinci belgenin 1668 yılında bu bölgeden göçen Monsieur Des Mouceaux tarafından yazılan belge olduğunu söylüyor. Psarros sunumunda Ayvalık ve Cunda Adası'ndaki manastır ve kiliselerin isimlerini ve yapılış tarihlerini de veriyor, verdiği tarihlerin tamamına yakını 1700-1800 yılları, demek tarih konusunda halen kararsızlar. Üstelik açılışta Psarros da vardı. Demek ki Patrikhane ile aynı düşünmüyor!.

Bu konuda benim yaptığım araştırma ise, Cunda Adası' nda veya çevresinde, 1700 yılı öncesi yapılmış tek manastır, Cunda' nın güneyinde Tavuk Adası üzerinde bulunan Ay Yoannu Tou Prodromou Manastırı' dır. Bu manastır 1677 yılında yapılmıştır, ilk rahibinin Neofitos isimli biri olduğu anlaşılıyor.

1462 yılında Fatih Sultan Mehmet' in Mahmut Paşa komutasındaki donanmayla Midilli Kuşatmasını incelediğimizde Ayvalık veya Kidonya' dan hiç söz edilmiyor, zaten Midilli'ye bugünkü Altınova (Ayazmend) sahilinden geçiliyor, Fatih Sultan Mehmet Midilli Kuşatmasına giderken Gömeç Yaya Mahallesi' nde ve Altınova' da (Ayazmend' de) Hacı Bayrım-ı Veli adına aynı ölçülerde iki cami yaptırıyor, 1453 öncesi Ayvalık' ta yerleşim olsaydı gider orada da bir cami yaptırırdı, Ayvalık Sultan Mehmet için çok mu önemsizdi?

Bunları şundan söylüyorum: o tarihte Ayazmend sınırları Burhaniye' ye bağlı Pelitköy yakınındaki Bezirgan Deresi' nden başlayıp Çandarlı' ya kadar gidiyor ve Ayazmend' ebağlı 168 civarı köy var, Ayvalık' ın arkasında Şehrül Muratili var, Turnacı Ametili var, Mutluköy (Onaç) var, Keremköy (Beyazıt Kerem) var, şu anda da mevcut olan çok sayıda köy var, ama bu yerleşimler arasında Ayvalık' ın adı sanı yok.

Şimdi 1530-1573 arasında Alibey Adası ile ilgili elimdeki bilgileri aktarayım; 1530 tarihli BOA.TT.166 nolu defter. s280-282 deki kayıtlarda, Ayazmend sınırları içindeki Yund Adası koruluğu Piyale PAşa tarafından Yusuf isimli birine tımar olarak verilmiştir, o tarihte Yusuf 14.814 akçe tımar tasarrufu ödüyor, ama o tarihteki Osmanlı arşivlerinde veya tapu tahrir kayıtlarında Yund Adası' nda hayvan besiciliği yapan Yusuf ve ailesinden başka oturandan söz etmiyor. BU tarihte bu Ada üzerinde öyle Fener Rum Patrikhanesinin iddia attiği gibi 1453 öncesi kurulmuş kilise veya manastırdan da söz edilmiyor.

Gerçi yakında yayınlanacak olan ve bu bölgeyi anlatan kitabımda Ayvalık ve çevresindeki yerleşimleri, bu yerleşimlerin kimler tarafından ve nasıl kurulduğunu daha geniş anlatıyorum. Sırası gelmişken belirteyim, Ayvalık' ı ilk kuranlar Midilli' den gelen Yunanlılar değil, Kayseri Bünyan çevresinden, Celali İsyanlarından kaçıp gelen Osmanlı Rumlarıdır. Küçükköy sınırlarındaki Sarımsaklı' nın da adını bu isyan sonucu kaçıp gelen Osmanlı Rumları vermiştir. Kayseri Bünyan' ın eski adı Sarımsak' lıdır, hatta orada şimdi Sarımsaklı adını taşıyan bir baraj ile bir de köy bulunmaktadır.

Rum sözcüğü de yanlış açıklanan, veya anlaşılan bir sözcüktür. Bu sözcük "Roma" sözcüğünün bozulmuşudur. İslam ülkelerinde "Roma" sözcüğü "Rum" biçiminde geçer, Kur-an' da "Sure-i Rum" vardır, bu sure Romalıların yenilgisinden söz eder. Tarih kavramı olarak, bu sözcüğü gündeme getiren Araplar ve İranlılardır; onlar Anadolu' ya "Diyar-ı Rum" dedikleri içindir. O yüzden Rum denince aklımıza hemen Yunanlı gelmesin.

Tarih yazmak için, bilginin yanı sıra belge de gerekir, bunun için sadece bir tek kaynaktan yararlanmak yetmez, tabii ki Fener Patrikhanesi arşivlerine de baş vyracaksınız, ama böyle önemli bir konuda sadece Fener Patriği arşivlerine baş vurulduğu gibi Osmanlı arşivleri veya benzeri başka kaynaklara baş vurulsa iyi olurdu...

Atatürk "Tarih yazmak, tarih yapmak kadar önemlidir, yazan yapana sadık kalmalı." demiştir. Ulu önderimiz tarihimizle ilgili bu tek taraflı belgede sadece Patrikhaneye danışıldığını görseydi herhalde çok üzülürdü... "
Kaynak alıntı....Ceynur Karagözoğlu - KIYI dergisi Aralık-2008 sayı:1

Foto Arşiv

Biz kimiz ?

Mühendisiz, mimariz, uzman ekibiz, bir saatin hiç durmadan çalışan parçalarıyız, düşünen, düşündükçe gelişen, geliştikçe daha da mükemmeli hedefleyen, en önemlisi işini severek yapan, dürüstükten yana olan, her yaptığı işe ayrı sevdalı, belkide bir garip Orhan Veli' yiz...